İstanbul Genel Bilgileri
Yüzölçümü:
5.712 km²
Nüfus:
10.018.735
"Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte,
yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki,
görülmeğe değer." Bir koluyla Asya'ya, diğeriyle Avrupa'ya
uzanarak iki kıtayı da kucaklayan kenti Lamartine böyle
tanımlıyor.
Başkentler başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından
Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve kıtalara hükmederek
büyük barış coğrafyaları yaratmış, Osmanlı İmpatatorluğuna
başkentlik yapan İstanbul, geçmişin ihtişamını gururla
korurken modern bir geleceğe doğru ilerlemektedir.
İstanbul'daki çeşitlilik ziyaretçileri gerçekten
büyülemektedir. Müzeleri, kiliseleri, sarayları, camileri,
pazar yerleri ve doğal güzellikleri bitmez tükenmez
nüanslar sunmaktadır. Boğazın kıyısında şöyle bir arkanıza
yaslandığınızda, grupta kızaran renklerin karşı sahildeki
evlerin pencerelerine yansımasını seyrederek, yüzyıllar
öncesinde, insanların bu olağanüstü yeri neden
seçtiklerini birden anlar ve İstanbul'un "dünyanın
merkezindeki" şehir olduğunu hissedersiniz.
Şehrin en güzel anıtları, Haliç-Marmara Denizi-Surlar
arasında kalan yarımadada yer alır. Kentin tepelerinden
yükselen 500'ü aşkın caminin sulieti başdöndürücü bir
atmosfer yaratır. İnsan kendini geçmiş zamanla bugün
arasında bir rüyada gibi hisseder!
Altı minaresiyle İstanbul'un sembolü haline gelen,
dekorasyonunda kullanılan mavi çiniler nedeni ile "Mavi
Cami" diye anılan Sultanahmet Camii'ni mutlaka
görmelisiniz. Karşısında, İmparator Justinien zamanında
kilise olarak inşa edilmiş olan ünlü Ayasofya Müzesi yer
alır; mimari hünerler örneği olan bu yapı, Hz. İsa'yı, Hz.
Meryem'i ve imparatorları tasvir eden nefis mozaik
panolarla bezenmiştir. Bir başka tepeden bu iki muhteşem
abideyi seyreden Süleymaniye Cami ise Osmanlı mimarlık
sanatının zirvesidir. Kanuni Sultan Süleyman'ın isteği
üzerine Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.
Marmara'ya ve Boğaz'a hakim bir tepe üzerinde, 400 yıl
boyunca Osmanlı sultanlarına konutluk ve siyasi merkezlik
etmiş olan Topkapı Sarayı yer alır. Topkapı'da Çin
Porselenleri koleksiyonunu, altın işlemeli ve değerli
taşlarla süslü tahtları, sultan kostümlerini,
masallardakileri andıran mücevherleri, nadir elyazması
kitapları, yüzyıllarca merak uyandırmış olan harem
salonlarını görebilirsiniz.
Ayasofya ile Sultanahmet Cami arasında araba yarışlarının
yapıldığı Bizans Devrinin ünlü Hipodromu ve bu Hipodromun
orta yerinde, bu dönemden kalma üç dikilitaş bulunur.
Yerebatan Sarayı Bizans döneminde yapılmış en önemli su
sarnıçlarından biridir. En güzel Bizans devri eserlerinden
biri sayılan Kariye Müzesi mozaik ve fresklerle süslü
orijinal dekorunu muhafaza etmektedir. İstanbul'da
görmeden edemeyeceğiniz bir başka mekan da Eyüp Camiidir.
Burası, Eyüp Sultan'ı ziyaret edip manevi haz arayanlara
güvercin sesleriyle her an cıvıl cıvıl bir ortam sunar.
İstanbul tarihsel yapıların yeniyle buluştuğu, yenilendiği
bir şehirdir aynı zamanda. Kapalıçarşı labirentvari
yapısıyla geçmişin hülyalı günlerinin izlerini taşımakta
ısrar ederken bir yandan da modern dünyanın yepyeni
ürünlerini serer önünüze; büyüleyici mücevherler, bakır
eşyalar, halılar, çeşit çeşit deri ve süet giyim...
Cazibesine kapılınca en ufak bir yorgunluk duymadan
saatlerce dolaşabilirsiniz bu çarşıda.
Boğaz'da bir vapur gezisi, unutulmaz anılarınız arasına
girecektir. Boğaz'ın iki yakasında sıralanan her birinden
ayrı bir sevda masalının sulara yansıdığı asude ve
emsalsiz yalılar, 20. yüzyılda yapılan lüks villalar,
Dolmabahçe, Göksu ve Beylerbeyi Sarayları, Rumeli ve
Anadolu Hisarları, balıkçı köylerinden kalma izler,
lokantalar, çay bahçeleri, parklar, gece kulüpleri sizi
büyüleyebilir. Aynı günde Karadeniz'in vahşi sahillerinde
denize girip ardından Marmara'nın sakin kıyılarında bir
çay bahçesinde bir fincan kahvenizi yudumlarken belki de
tarihe geçecek anılarınızı kaleme alabilirsiniz.
Eşsiz tarihi ve kültürel geçmişi ve sayısız cazibesine
ilave olarak modern oteller, istisnai lokantalar, gece
kulüpleri, kabareler, tarihi çarşılar ve dükkanlar
İstanbul'u konferans ve kongreler için dört dörtlük bir
mekan yapmaktadır.
Adalar, Bakırköy, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Eminönü, Eyüb,
Fatih, Gazi Osman Paşa, Kadıköy, Kâğıthane, Kartal,
Küçükçekmece, Pendik, Sarıyer, Şişli, Ümraniye, Üsküdar,
Zeytinburnu, Büyükçekmece, Çatalca, Silivri, Şile,
Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bayrampaşa, Esenler,
Güngören, Maltepe, Sultanbeyli, Tuzla.
Önemli Semtler
Boğaz: Avrupa ve Asya'yı ayıran Boğaz'da Karadeniz'e doğru
geleneksel ve unutulmaz bir deniz gezisi yapmadan İstanbul
ziyareti tamamlanmış sayılamaz. Büyük bir ihtişam ve saf
bir güzellik yansıtan kıyıları geçmiş ve günümüzün
karmasıdır. Yalıların yanında modern oteller, taştan
hisarların yanı başında rustik saraylar ve küçük balıkçı
köylerinin hatırasını taşıyan semtlerde şık yapılar...
Boğaz'ı görmenin en iyi yolu kıyılarında zig zag çizen
yolcu vapurlarından birine binmektir. Eminönü'nden
başlayan gezi sanki bir bayramda akraba ziyaret ediyormuş
gibi sırayla Boğazın Asya ve Avrupa kıyılarına uğranarak
devam eder. Gezi, aşağı yukarı 6 saat sürmektedir. Eğer
gezi özel bir biçimde gerçekleştirilmek istenirse, bu
konuda gece veya gündüz kısa düzenlemeler yapan
ihtisaslaşmış acentalara başvurulabilinir.
Haliç: Uzun ve dar, boynuz biçimindeki Haliç İstanbul'un
Avrupa tarafını bölmektedir. Dünyanın en tabii
limanlarından biri olduğundan Bizans ve Osmanlı
donanmaları ve ticari gemicilikle ilgilenenler burada
toplanmışlardır. Gurup vakti suyun altın rengini aldığı bu
yerin kıyıları bugün hoş parklarla ve yürüme alanlarıyla
çevrilidir. Haliç'in ortasına doğru gidildiğinde yer alan
Fener ve Balat semtlerinde, Bizans ve Osmanlı döneminden
kalma ahşap evler, kiliseler ve sinagoglarla dolu sokaklar
bulunmaktadır. Ortodoks Patriği de burada oturmaktadır.
Biraz yukarıdaki Eyüp, Osmanlı mimarisinde oymacılığın
yansıdığı bir yerdir.
Tepelerin yamaçlarını yer yer koyu selvilerin bulunduğu
mezarlıklar kaplamaktadır. Dualarının kabul göreceğine
inananlar buradaki Eyüp Türbesini ziyaret ederler. Bu
tarafa bakan tepedeki Pierre Loti Kahvesi manzaranın
keyfine varmak için mükemmel bir mekandır.
Beyoğlu Ve Taksim: Beyoğlu yapıldığı devrin özelliklerini
koruyan, 100 yıl evvelki Avrupa tesirli mimari mirasıyla
görülmeye değer bir semttir. Avrupa'nın ikinci eski
metrosu Tünel halen en kısa metro unvanını korumaktadır.
Metro ile kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine
geçmek mümkündür. Tünelin üst ucu Istiklal Caddesinin
başlangıcıdır. Eski tramvayların tekrar servise konulduğu,
yalnız yayalara açık cadde, Cumhuriyet devrinde
konsolosluklara tahsis edilen eski elçilik binaları ile
çevrilidir. Tünelin üst kısmında, İstiklal Caddesinin
başlangıcındaki Divan Edebiyati Müzesi (Mevlevi Tekkesi -
18. yy. eseri) güzel bir yapıdır. Caddenin iki yanında
birbirinden meşhur mekanlar vardır. Bir yanda Galatasaray
Lisesi, karşı sırada rengarek, otantik restoranları ve
Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı... Sonra cadde
boyunca sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve eğlence
yerleri... Taksim meydanına ulaşan cadde eski parlak,
hareketli, daima kalabalık gün ve gecelerine yeniden
kavuşmuştur.
Türk'ün Kurtuluş Savaşını, Atatürk ve arkadaşlarını
sembolize eden, göz okşayan abide Taksim meydanını
süslemektedir. Yeni metronun ana terminali meydanın
altında, Atatürk Kültür Merkezi de kuzeyde yer almaktadir.
Beş yıldızlı Hyatt ve Intercontinental Otelleri Taksim
Parkındadır, Istanbul Hilton Oteli de buradadır. Sınıfında
Türkiye'de yapılan ilk otel olan Hilton (1955) halen en
meşhur ve en iyi olma özelliğini korumaktadır. Radyo Evi,
türünün en zenginlerinden olan Istanbul Askeri Müzesi,
Lütfü Kırdar Kongre Sarayı, Açık Hava Tiyatrosu da bu
civardadır.
Sultanahmet: Tarihi yarımadanın batı ucunda yer alan
semtte farklı İmparatorlukların önemli dini, idari ve
sivil yapıları yer almaktadır. Tarihi Sultanahmet
meydanının etrafı Ayasofya, Haseki Hürrem Hamamı,
Sultanahmet Camii, Hippodrome, Dikilitaşla gibi tarihi
eserlerle çevrilidir.
Ortaköy: Boğazın en güzel yerine tahtlanan, zamanında
padişahların sayfiye yeri olan Ortaköy Osmanlı Dönemi'nden
beri ilgi çeken bir yerleşim merkezidir. Bugün Çırağan
Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Feriye, Princess Oteli, ve
cami kilise ve sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy, çarşısı
ve içindeki seyyar "entel pazarı", hediyelik eşya
dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla
İstanbulun önemli eğlence ve alışveriş merkezlerinden
birisidir.
Sarıyer: Tarabya'dan sonraki virajdan Boğaziçi'nin
Karadeniz'e kavuşması ilk defa görünür. Buradan Sarıyer
semti içlerine kadar elçiliklere ve şahıslara ait eski
yazlıklar ve balık lokantaları sıralıdır. Büyükdere'den
ayrılan dar bir yol orman içlerini aşarak, bentleri
geçerek Karadeniz sahillerine, meşhur Kilyos plajlarına
ulaşır.
Sarıyer ve sonraki Rumeli Kavaği vapur seferleri ile
Boğazı gezenlerin Avrupa yakasındaki son iskeleleridir.
Balık lokantaları ile şöhretli her iki komşu semt ve karşı
kıyıda bulunan Anadolu Kavağı tatil günleri çok kalabalık
olur.
Boğaziçi bu yerleşimleri geçtikten sonra sadece yeşil
koruluklarla örtülü yamaçlara sahiptir. Her iki kıyıda son
yerleşimler Karadeniz'e komşu Anadolu ve Rumeli Fenerleri
ile balıkçı köyleridir.
Üsküdar: Üsküdar, Kız Kulesi ile bütünleşen bir semttir.
Karşıya, Avrupa'ya geçişin iskelesidir. Meydandaki 16.
yüzyıl camileri, ortadaki abidevi çeşme, sahildeki
minyatür Şemsi Paşa Cami ve Medresesi Türk sanatının güzel
örnekleridir. Tarihi Karacaahmet Mezarlığı ve daha
ilerideki büyük ve küçük Çamlıca tepeleri Üsküdarın
sırtlarında bulunur. Tepeler çamlıklarla örtülü olup,
Adaların ve Boğazın kuş bakışı manzaralarına hakimdir.
Kadıköy: Marmara sahillerindeki güzel Kadıköy'de tarihi
yapı bulunmaz. Istanbul'un son yüzyılda hızla gelişen
semtlerinden biridir. Antik Kahlkedon yerleşim biriminde
sonraları bir çok manastır inşaa edilmişti. M.S. 5. yüzyıl
Hıristiyanlık dünyası önemli konsül toplantıları burada
yapılmıştı. Eski bahçeli malikanelerin çok azı zamanımıza
gelebilmiştir. Yat Kulüpleri, marinalar, geniş caddeler,
Kadıköy sahilleri boyu uzanır.
Fenerbahçe güzel bir gezinti yeridir. Meşhur Bağdat
Caddesi de alışveriş imkanları ile ünlüdür. 1908 yılında
tamamlanan Prusya mimari üslubundaki Haydarpaşa Tren
İstasyonu, Üsküdar çıkışındadır. İstasyon Bağdat
demiryolunun ilk (veya son) duraği idi. Yandaki yamaçta
Kırım Savaşında hayatlarını kaybeden Ingiliz ve Fransız
askerlerinin mezarları ve abideleri, büyük askeri
hastanenin yanında bulunmaktadır.<br><br>Ticari liman
tesisleri arkasındaki tepelere yerleşmiş iki büyük bina
vardır. Saat kuleli olan eski Haydarpaşa Lisesi, şimdi
üniversitedir. Diğeri, büyük ve 4 kuleli olan Selimiye
Kışlasıdır (19. yy). Kırım Savaşı sırasında buradaki
yaralılara hemşirelik yapan Florence Nightingale anısına
kaldığı oda o günlerdeki gibi korunmaktadır.
Şile: Üsküdar'dan 50 km. mesafedeki şirin ve güzel
turistik kasaba Karadeniz sahillerindedir. Kısmen
tamamlanmış otoyolu ve sonrası ormanları aşan viraj yol
ile geniş ve meşhur Şile plajlarına ulaşılır. Balıkçı
barınaği, Ceneviz kale kalıntısı ve şöhretli feneri
görülmeye değer yerlerdir. Batıda plajlar, kasabanın
doğusunda da bir sıra küçük kumsal koy uzanır. Yaz aylan
hareketli ve kalabalık geçer, bol sayıda pansiyon ve
oteller mevcuttur.
Adalar: Prens Adaları adı ile de bilinen Istanbul Adaları,
Marmara Denizinde, şehre bir saat kadar yakınlıkta 8
adadır. Haliç girişi ve Kabataş Iskelelerinden kalkan
vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam seferler
yaparlar.
Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar, saray
mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş; Heybeliada'da
Bizans'ın son yapısı, Meryem Ana'ya ithaf edilmiş küçük
kilise, Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur.
19. yüzyıl başlarında servise giren buharlı vapurlar ile
Adalar'a ulaşım kolaylaşmış, okullar ve oteller de inşa
edilince nüfus artışı başlamıştır. Büyükçe olan, yan yana
sıralı dört ada yazlık evler, villalar, çamlık korularla
kaplı olup, plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler. Mayıs
ayından eylül sonuna kadar kalabalıklaşan Adalar diğer
zamanlarda tenhadır. Yerleşim bölgelerinin iskelelere
yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri
çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası
faytonlardır. Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde
koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli
teknelerin çekici duraklarıdır.
Her adada bulunan Yelken ve Su Sporlan kulüplerinin ilki
ve meşhuru Burgaz Adasındadır. Hikaye yazarı Salt Faik
Abasiyanık adada yaşamış, yaşadığı ev müzeye çevrilmiş ve
uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli
meşhur bir kahve olmuştur.
Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış, Kaşık
Adası yer alır. Heybeli Ada'nın ikiz tepeleri arasında
Deniz Lisesi üst binası bulunurken, öndeki diğer tepe
üzerinde, çamlık içerisinde, Rum Ruhban Okulu ilk görülen
büyük yapılardır. Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil
boyu uzanır. Lokanta ve çayhaneler diğer yöndedir.
Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy
ile, Kaşık Adası'na bakan tarafta halk plajı ve Deniz
Kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu
piknik alanı bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamlar
içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahlan adayı
dolanır. Ada okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı
kış aylannda da nispeten hareketlidir.
Takım Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Ada'dır. Fayton
turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede
dolaşabilirsiniz. Ancak bir saatte dolaşılan yarım tur
daha enteresandır. Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki
Yörük Plajı şahane bir koyda bulunmaktadir. Dil Burnu
mesire alanı tercih edilen güzel bir yerdir. Iskele civarı
kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı
ıssızdır. Buralardaki koylar teknelerin ziyaret
yerleridir. Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19.
yüzyıl yapısı eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap
yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya
çabalamaktadır. Büyük Ada iskele civarı lokantaları,
çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve hareketlidir. Yaz
aylarında servis veren dört oteli vardır. Güzel evler,
bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar adaları gezenlerde
unutulmaz anlar bırakır. Sonraki Sedef Adası sakinlerinin
dışında gelenlere plajı ile açıktır.
Çevresi
İstanbul'un dışından 25. km.de, Karadeniz'in Avrupa
kıyısında Kilyos'un geniş kumsalları yaz aylarında
İstanbulluları çekmektedir. Karadeniz'den içeride, Avrupa
kıyısındaki Belgrad Ormanı İstanbul'un çevresindeki en
geniş ormandır. İstanbullular, hafta sonlarında,
gölgeliklerinde, mangallı aile piknikleri yapmak amacıyla
arabalarıyla buraya giderler. Yöredeki 7 adet eski su
deposu ve bazı doğal kaynaklar farklı bir atmosfer
oluşturur. Osmanlı su kemerlerinden 16.'ncı yüzyılda Mimar
Sinan tarafından yapılan Moğlova Su Kemeri en
muhteşemidir. Golf Kulübü'nün üzerinden geçen yine
Sinan'ın eseri 800 m. uzunluğundaki Sultan Süleyman Su
Kemeri Türkiye'deki su kemerlerinin en uzunlarından
biridir.
İstanbul'dan 25 km. uzaklıktaki Polonezköy, 19'uncu
yüzyılda Polonyalı göçmenler tarafından Asya kıyısında
kurulmuştur. Köy atmosferi içinde yürüyüşler, atlı
gezintiler yapmak, buraya ilk gelenlerin yakınlarınca
sunulan geleneksel Polonya yemeklerinden tatmak için
Polonezköy, İstanbulluların uğrak yeridir. Üsküdar'a 70
km. uzaklıkta Karadeniz kıyısındaki Şile'nin kumsalları,
restoranları ve otelleri burayı İstanbul'un en hoş tatil
mekanlarından biri haline getirmektedir. Turistik açıdan
popüler olan yöre, tanınmış Şile bezinin üretildiği
yerdir.
Bayramoğlu - Darıca Kuş Cenneti ve Botanik Parkı
İstanbul'un 38 km uzağında eşsiz bir dinlenme yeridir.
Yaya yürüyüş yolları, restoranları ile bu devasa park
dünyanın farklı bölgelerinden gelen kuş çeşitleri ve
bitkilerle doludur.
Marmara Denizi'ndeki günlük seyirlerinden sonra yatçıların
marinasına yanaşabildiği şirin Eskihisar balıkçı kasabası
İstanbul'un güneydoğusundadır. Türkiye'nin 19'uncu yüzyıl
büyük ressamı Osman Hamdi Bey'in kasabadaki evi müzeye
dönüştürülmüştür. Eskihisar ve Gebze arasında yer alan
Anibal'ın mezarı bir Bizans kalesi çevresindeki
sitlerdendir.
İstanbul'dan 65 km. mesafedeki popüler tatil yeri
Silivri'de birçok İstanbullunun yazlık evi bulunmaktadır.
Burası harika restoranları, spor ve sağlık merkezleri ile
büyük bir tatil yeridir. Konferans merkezi de iş - tatil
karışımı faaliyetleri ve "kültür turizmi" için şehrin
hızlı temposundan kaçan iş adamlarını çekmektedir.
Tarifeli deniz otobüsü servisi İstanbul'u Silivri'ye
bağlamaktadır.
Dokuz ada ile bezeli Marmara Denizi'ndeki adalar Bizanslı
prenslerin sürgün yeriydi. Bugün artık varlıklı
İstanbulluların yaz aylarında serin meltemlerine ve
19'uncu yüzyıl şık evlerine kaçtıkları mekanlardır.
Adaların en büyüğü Büyükada'dır. Çam ağaçları arasında
harika bir fayton gezisi yapabilir veya adanın
çevresindeki sayısız küçük koylardan birinde denize
girebilirsiniz!
Diğer popüler adalar Kınalı, Sedef, Burgaz ve
Heybeliada'dır. Muntazam araba vapuru seferleri adaları
her iki Avrupa ve Asya kıyılarına bağlamaktadır. Yazın
Kabataş'tan hızlı deniz otobüsü servisi vardır. |